sigorta sorgulama ve balkanlar bilgisi

sigorta sorgulama ve balkanlar bilgisi

 Oğuz boylarının batı kolunu teşkil eden bu kavim, Bizans kaynaklarında “Uz" adı altında zikredilmişlerdir. Peçenekler'i Volga ötesindeki yurtlarından kovarak bu bölgeyi işgal eden Uzlar (860-870’lerdeJ daha sonra batıya geçmişlerdir. Rus yıllıklarında Aziz knez Vladimir (985)’in İtil Bulgarları’na karşı bir sefere çıktığı ve buna bazı "Tork: Uzlar"mda katıldığı kaydedilmiş ise de, Uzlar’m Ruslar'la temas kurmak üzere kütleler halinde Rusya’nın güneyine gelişleri ancak, 1036’daki Peçenek yenilgisinden sonra olmuştur Nitekim 1036 yıllarında Kumanlar tarafından kovulan Uzlar, Volga ile Don nehirlerinin batı tarafına doğru hareket ettiklerinde burada Peçenekler ile karşılaşmışlardır Ancak Peçenekler bu sırada ikiye ayrılmışlardı. Turak ve Kegen arasındaki mücadele yeni başlamıştı. Kegen’
knezleri toplanarak Uzlar'a karşı büyük bir sefer açmışlardır. YıllıkJardj^ lara göre, Uzlar Ruslar'ın bu hücumlarına karşı durmak cesaretini bile
memişler ve Tuna istikâmetine çekilip gitmişlerdir. Nitekim kalabalıkb.
Peçenekler’in bulundukları yere gelerek 1065 tarihinde Bizans ve vemetini kırmışlardır. Böylece de Tuna'yı geçmişler ve Peçenekler'i
Trakya ve Makedonya'yı yağmalamışlardır. Selanik'e, hatta Peloponezo'
ilerlemişlerdir. Fakat bu Uz hareketi tam bir felaketle neticelenmiştir,j,. soğuk 3oizünden çıkan salgın hastalıklar ve eskiden beri en amansızdûşif olan Peçenekler'in hücumları Uzlar'm büyük bir kısmının kırılmasınase|j muştur. Bu felaketten kurtulan Uzlar'm bir kısmı Bizans'ın hakimiyetiniijJ artık bir kuvvet olmaktan çıktıkları için Bizans ordusuna alınarak, çeşidıj; de iskân ettirilmişlerdir. Geride kalanlardan bir kısmının Güney Rusya'ya^ rek Rus sınır boylarına yerleştirildiklerini; diğerlerinin ise Macaristan'a ab tiklerini (1068) ancak bir başarı elde edemediklerini görüyoruz. Güneyftiiji dönenlerin 1080 yılında Kiev Knezi Vladimir Monomah tarafindan siyasili^ sızlıklarına son verilmiştir. Böylece siyasî istiklâllerini kaybeden Uzlar'ınlıii mı, Deliorman taraflarında yaşayan Peçenekler'in yanına gitmişlerdir.Geriıii lanlar ise Rus sınır boylarında yaşamaya devam etmişlerdir. Ancak Moğob 1224 yılında birleşik Rus-Kuman ordusunu Kalka savaşında yenmesi® Rus sınır boylarında yaşayan Uzlar âileleri ile beraber kitleler halindegöç® mecburiyetinde kalmışlar ve Dobruca'ya gelip yerleşmişlerdir. Karadenizkıı rina, Silistre, Markayla, Kavarna, Balçık, Varna gibi yerlere yerleşen Uzlar,! rini ve milliyetlerini aynen devam ettirmişler ancak Hıristiyanlığı kabulettiı sonra Gagauz adını almışlardır. Nitekim Gagauzlar'ın menşeinin Karadai kuzeyini kullanarak batıya doğru göç eden Uzlar'dan geldiği kesin olaraii alemince kabul edilmektedir.
Çar U. Asen'in döneminde (1218-1241) Uz-Gagauzlar'ın yaşadığı coğıa^? "Karvuna Toprağı" denmiş ve bu yerlerin idari merkezi "Karvuna-Balçı^^ bası olmuştur. Bizans, bu bölgenin ahalisi ile büyük bir kısmı Hıristiyani* Uzlar'dan asker toplamıştır. Bu kavim yarı bağımsız bir tarzda yaşamıştır'* ne Bizans'ın hakimiyeti altına girmiş ne de ondan bağımsız hareket edebiİJ^ Bizans'da bunları kendine zarar vermeyecek ve mümkün olduğunca fevıı^ olacak işlerde kullanmak zorunda kalmıştır
Anadolu 1250'den sonra Moğol istilâsına maruz kalmış ve Anadolu Selçuklu hükümdarı II. İzzettin Keykâvus, Moğol idaresine karşı çıkarak yenilmiştir. Bunun üzerine 1259’da dayısı olan Bizans İmparatoru VIII. Mikhail Paleologos'dan kendisine taraftarlarıyla birlikte Balkanlar'da arazi verilmesini rica etmiştir. Kaynaklarda Hıristiyan olarak gösterilen İzzettin Keykâvus'un bu isteğine VIII. Mikhail olumlu cevap vermiş ve hükümdar taraftarlarıyla beraber Varna'ya gitmiştir. Ancak İzzettin, bundan sonra taraftarları için VIII. Mikhail'den bugünkü Romanya topraklarındaki en müsait ve müstahkem yerlerin kendilerine verilmesini istemiştir. İmparator bu isteğe önceleri pek iyi bakmamış, ancak daha sonra özellikle İstanbul'un 1261 yılında muhasara edilmesi üzerine İzzettin'in bu isteğine karşı çıkmamıştır. Hatta "Karvun yurdu"ndaki çeşitli kavimleri bir idare altında toplamanın kendi devleti için büyük fayda sağlayacağını düşünerek İzzettin'in idâresinde böyle bir devletin kurulmasına karar vermiş ve böylece de onun isteğini yerine getirmiştir. Bu devletin en önemli görevi başka kavim-lerin Bizans'a saldırmalarına mani olmak ve Mikhail'in arasının bozuk olduğu Tırnova'daki Bulgar Çarı Kosntantin Tih'in isteklerine karşı bir engel teşkil etmekti.
II. İzzettin Keykâvus işleri yoluna koyduktan sonra devletin yönetimini Sarı Saltuk'a bırakarak İstanbul'a dönmüştür. II. Keykâvus, Bizans topraklarında yaşayan ve onun tarafını tutan Sarı Saltuk idâresindeki 12.000 kadar Türkmen (0ğuz,Uz)) grubunun desteğine güvenerek Bizans İmparatorunu tahttan indirmek istemiştir. Ancak bu istek başarısızlıkla sonuçlanmış ve yakalanarak hapse atılmıştır. Adamları da Karadeniz'in kuzeybatısına yerleştirilmişlerdir. Keykâvus'un Sarı Saltık'a bıraktığı bu Oğuz-Türkmenlere dayalı devletin, resmi dini Hıristiyanlık idi ve İstanbul patrikhanesine bağlı bulunuyordu. Dobruca bölgesine yerleşen bu Türkmenler ve Keykâvus'un adamlarından bir kısmı Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. Bu kabul edişin Bizans baskısı ile olduğu da bir gerçektir.
Sarı Saltuk'un (1265-1346] ölümünden sonra bu devlette yaşayan kavimler arasında başa geçmek için bir iç mücadele yaşanmış ve sonunda Kuman menşe-ili Bo/ı7f başa geçmiştir. Balik, VIII. Mikhail'in yardımları ile bağımsız bir devlet kurmuştur. Bu devlet Gagauz tarihinde Gagauzlar'ın kurdukları ilk devlet olarak kabul edilmektedir. Balik, bir taraftan Tırnova'daki Bulgar Çarları, diğer taraftan da Bizans İmparatorları ve Venedikliler ile ticarî münâsebetler kurmuş ve devletini güçlendirmiştir. Nitekim Balik, Tırnova'da Bulgar Çarı Şişman ile bir ittifak meydana getirmiş ve bir çok işlerde onunla beraber hareket etmiştir. Balik'den sonra devletin başına Dobrotiç geçmiştir (1357). Onun döneminde devlet oldukça kuvvetlenmiştir. Onun ölümünden sonra ise yerine İvanko (1386) geçmiştir. Ancak bu devlet 1398 yılında /. Bayezid döneminde Osmanlı hücumlarına dayanamayarak OsmanlI hakimiyetini tanımıştır.
kırlarına ve Balkanlar’a damgasını vuran en önemli Türk kavı Kıpçaklar’a verilen bu isimlerin ortak anlamları "sarı, sarımsı, açıi( sarısı" dır. Kuman-Kıpçaklar, adlarının ilk defa geçtiği Rus yıHıkların(ja°jî‘ Peçenek ve Uzlar’la aynı cinsten gösterilmişlerdir.
Kuman-Kıpçaklar, Batı Gök-Türk Hakanlığını oluşturan boylarda
Bunların eski Çikler'in devamı olan ve IX.-X. asırlarda İrtiş ile (Jrgj
yaşayan Kimekler’in İşim-Tobol vadisinde oturan bir kolu olduğu $ ^ tadır. Nitekim X. yüzyıldan başlayarak Kuman-Kıpçak ismi yavaş yavj,, Kimekler’e şamil olmuştur. Yine, XI. asrın son yarısında ikili federasyoni, yaşayan Kimekler’de idareciliğin Kıpçak kolunda olduğu bilinmektedir, Balkaş’tan İrtiş’e kadar olan bölgeye hakim bulundukları sırada (Kuman)- Sarıların gelmesi ile daha da kuvvetlenmişlerdir. Bu sı gelen K’i-tan baskısı, yer ve otlak darlığı sebebi ile beraberce Volga ûzerjj badya yönelmişlerdir. Önlerindeki Uz kütlesinin 1048'de Balkanlar'a çe|«^ si üzerine de Güney Rusya sahasına gelmişlerdir. Bu suretle Rus yıHıidj,, ilk defa 1054 yılında Kumanlar "Polovets" adıyla anılmışlardır. Hakimi)^ Dnyeper’e kadar yayılan bu devirde doğuda "Kıpçak" adını muhafaza ederif Batıda yukarıda zikrettiğimiz adlar altında anılmağa başlamışlardır.
Kuman- Kıpçaklar, ilkdefa 1055 tarihinde başbuğları Bo/u/lagirdikleri^ Rus bozkırlarında 1223 yılına kadar kalmışlardır. Yaklaşık 250 yıl butopri Rus-Kuman mücadelesine sahne olmuştur. Bu mücadelede kazanan tanfçıj luklada Kumanlar'dır. Zaten Rus kaynakları da bu dönemi anlatırlarken “M mücadele dönemi" altında verirler. 1080’lerde Kuman-Kıçaklar hakimiyete Don-Dnyester ağırlık merkezi olmak üzere, Balkaş gölü-Talas havalisindenI: ağzına kadar yaymışlardır. Kafkaslar’da Kuban bölgesini de içine alan tai zi, kuzeyde Oka-Sura nehirleri boyuna, yani İtil Bulgarlan'nm sınırlannal* uzanıyordu. Doğu Avrupa-Batı Sibirya bozkır bölgelerinin tamamını teşldls Kuman-Kıpçak sahası o zamandan itibaren İslam kaynaklarında "Deşt-iKş Kıpçak-Bozkın" adını almış. Batı kaynaklarında (İdrîsî, Rubruquis, PianoCaip vb.) “Comania: Komanya" diye anılmıştır. D. Rassovskiy’e göre, Rus, Bulgar, Burtas (Mordva), Hazar ve Ulahlar'ın Kuman tabiiyetinde yaşadıkları bu te de Kuman-Kıpçak ülkesi 5 kısma ayrılmıştı : Orta Asya, Yayık-Volga, Don-l)«' Aşağı Dnyeper ve Tuna. Buralarda yaşayan Kuman-Kıpçak grupları herbiıi** di başbuğlarının idaresinde olmak üzere ayrı bölükler halinde yaşıyorlardı
1087 yılında Silistre muhasarası sırasında Bizans'a karşı Kumanlar’dan yardım isteyen Peçenekler, Kumanlar’ın gelmelerini beklememişler ve Bizans'ın muhasarayı kaldırması üzerine yapılan savaşta da büyük bir başarı kazanmışlardır. Kumanlar ise ancak savaş bittiğinde gelebilmişler ve ganimetin aralarında bölüşülmesini istemişlerdir. Ancak Peçenekler paylaşmak istememişler ve böylece Kumanlar'ın ebedî düşmanlığım kazanmışlardır. Nitekim Bizans bu durumdan istifâde etmesini biimiş ve 1091 Lebunium meydan muharebesinde Kumanlar'ın yardımı ile Peçenekler'! mahvetmiştir. Kumanlar bundan sonra 1091'de Macaristan'a, 1092'de Lehistan'a girmişler, 1093'de de tekrar Bizans topraklarında görünmüşlerdir. Yıllıkların ifadesine göre hemen hemen her yıl Ruslar'la Kumanlar arasında savaşlar olmuştur. Kumanlar Rus topraklarına daha çok yağma amaçlı akınlar düzenlemişlerdir. Bu yüzden de Kumanlar'ın en yoğun ve sıkı ilişkilerini Ruslar'la yaşadıklarım söyleyebiliriz. Bu ilişki hem siyasî hem de manevî yönden gelişmiştir. Gerek Ruslar gerekse Kumanlar birbirlerine kız-alıp vererek akrabalık tesis etmişler ve Rus knezleri aralarındaki iç mücadelelerde dâima Kumanlar'ın yardımlarına başvurmuşlardır. Bonyak, Tıugorkan, Saruhan, Altunapa gibi başbuğlar bu dönemde Kıpçak bozkırlarında önemli roller oynamışlardır. Güney-Rus bozkırlarında yaklaşık 250 yıl süren Rus-Kuman münâsebetlerinde Ruslar'ın kazandığı en önemli iki savaş olmuştur. Bunlardan ilki Knyez Vladimir Monomah'm 1103'de bütün knezlerin başında, Kumanlar'a karşı büyük başarı kazandığı sefer ile 1184'de Knez Svyatoslav idâresindeki şiddetli baskında birleşik Rus kuvvetlerinin Kumanlar'ı tam bir hezimete uğrattıkları savaştır. Yıllıkların ifadesine göre Kumanlar'ın burada verdikleri 7000 esir arasında 417 bey veya bey oğlu vardı. Ancak Kumanlar bu baskına kısa bir süre sonra çok şiddetli bir şekilde karşılık vermişler ve 1185 baharında Novgorod-Seversk Knezi tgor kumandasındaki birleşik Rus ordusunu. Aşağı Don boyundaki Kayalı (bugünkü Kagalnik?) ırmağı kıyısında kuşatarak imha etmişlerdir. Bu imha öyle ki Ruslar'a ilk millî destanlarım (Slovo o Folku Igoreve) yazma fırsatını da vermiştir.
Kiev Knezliğine Vladimir Monomah’m gelmesi ve birkaç yıl içerisinde büyük idarecilerini kaybetmeleri üzerine Rus baskısına dayanamayan Kumanlar'dan Şarukan'ın oğlu Atrak (Otrak) kendisine bağlı Kumanlar'la (40.000 atlı) beraber damadı olan Gürcü Kralı Bagratlı David 11 (1088-1125)'in yanına gitmiştir (1118). Bu Kuman-Kıpçak kütleleri Çoruh ve Kür dolaylarına yerleşmişlerdir. David 11, bunlardan 40.000 kişilik mükemmel bir atlı ordu teşkil etmiştir. Gürcüler bu Kuman kuvvetlerine dayanarak Anadolu Selçukluları’mn hücumlarına karşı koymuşlardır. Hatta Kral David 11, Kuman atlıları ile Şirvan, İran ve Ermenistan'a başarılı seferler yapmıştır.sigorta sorgulama